Hikayeler!!! - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Hikayeler!!!  (Okunma sayısı 4107 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Ahmet Yılmaz
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 1.151
  • Cinsiyet: Bay
Hikayeler!!!
« Topic Start: 03 Şubat 2009 - 23:26 »
  • Yayınlama
  •    Arjantinin ünlü spor adamlarından biri olan Robert de Vincenzo,bir turnuvayı kazanmış,ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve klüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı.Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaştı.Kadın başarısını kutladıktan sonra,ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı.Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı.Kadının anlattığı öykü De Vincezzo’yu çok etkilemişti.Hemen cebinden bir kalem çıkarttı ve turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı çek defterine.Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona:

                -Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın,dedi.

                Ertesi hafta klüpte öğle yemeği yerken,derneğin bir görevlisi onun yanına geldi ve şöyle dedi:

                -Otoparktaki görevli çocuklar bana geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanına bir kadının geldiğini ve onunla konuştuğunu söylediler.De Vincenzo evet anlamında başını salladı,görevli;

                -Sana bir haberim var.O kadın bir sahtekârdır.Üstelik hasta bir çocuğu da yok.Seni fena halde kandırmış.

                De Vincenzo;

                -Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu?

                -Hayır,yok.




    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #1: 03 Şubat 2009 - 23:28 »
  • Yayınlama
  • BIR BARDAK SU!!!!Meşhur Abbasi halifesi Harun Reşid,alimlerle sohbet etmeyi pek severdi.Devlet işlerinden arta kalan zamanlarında,hocaları ziyaret eder veya onları davet edip dinler,birçok konularda onlarla müşavere ederdi.Bir gün yine İmam Ebu Yusuf’u davet etmiş;onunla görüşüp konuşmakta iken,onun ayrılma vaktinin yaklaştığını anlayınca,”Efendim bana öyle bir nasihat veriniz ki,kulaklarımda çınlamaya devam etsin”Bu sırada hizmetçi,Harun Reşid’e bir bardak su getirmişti.Suyu aldı,içmeden önce,Ebu Yusuf hazretleri ona”Halife hazretleri,az bekleyin,suyu lütfen içmeyin.Beklediğiniz nasihatı dinledikten sonra içebilirsiniz.”Halife”Peki”der ve bardak elinde,gözleri büyük imamın dudaklarına takılı olarak bekler.Ebu Yusuf,”Şimdi bu suyu içmeye ihtiyacınız var.İçeceksiniz,düşünelim ki,bu suya o derece ihtiyacınız olsa idi ki,bunu içmezseniz,susuzluktan yanıp gidecektiniz.Bunu elde etmek için bütün devletinizi,servetinizi ve mağruru bulunduğunuz halifelik mevkini verir miydiniz?”Az düşündükten sonra,hemen”elbette”verirdim diye konuştu.”Az daha beklerseniz,sorunun ikinci şıkkı da var.Bu defa içtiğiniz suyu dışarıya veremeseydiniz,(Yani idrar yollarınızda bir tıkanıklık olsaydı,def’i hacette bulunamasaydınız demek istiyor) bu durumdan kurtulmak için de devletinizi,servetinizi ve mağruru bulunduğunuz mevkiinizi feda eder miydiniz?”der.Harun Reşid,hiç beklemeden,bir tereddüt göstermeden,”evet,elbette hepsini feda ederdim”der.

                İşte şimdi,büyük imam taşı gediğine koyacaktır:”Ya,görüyormusunuz Halife hazretleri,sizin devletiniz,servetiniz ve mağruru olduğunuz halifelik mevkiniz,bir bardak suyu almaya yetmediği gibi,sırasında vücudunuzdan atılması gereken zararlı maddelerin dışarıya atılması için de yetmiyor.”

                Bir bardak suya bile karşılık olmayan şeyler için ne diye gururlanıyorsunuz?Halife hazretleri,siz bizim nazarımızda ALLAH’a karşı kulluk vazifelerini yapan,devlet işlerine koşan mazbut bir insansınız.Fakat zaman zaman hilafet makamının verdiği gurur derecesine varan bir havaya giriyorsunuz.Bu da size yakışmıyor.Bu halden sıyrılmalısınız.Madem bizden kulağınıza küpe olacak bir nasihat istediniz ve bunda hiç şüphesiz samimisiniz.Size bu birdak suyu hatırlatır,azamet ve kibriyanın ancak her şeyi yarattığı gibi bu suyu da yaratan ALLAH’a yakışır bir şey olduğunu unutmamanızı dilerim.”Gerçekten de bu onun kulağına küpe oldu veölünceye kadar bu”bir bardak su” misalini unutmadı.Düşündükçe de riyadan uzaklaşıyor,tam bir ihlasa ulaşıyordu.”(Sohbetler-Hatıralar)

     

    -Bununla bağlantılı olarak zamanın birinde İstanbulda yaşayan bir veliyi görmek isteyen Padişah,ondan kendisine dua etmesini ister.

    Oda duasında;-ALLAH senin çıkışını (yani def-i hacet ve tuvalet ihtiyacını görmeni) kolay etsin-der.

    Böyle büyük olduğunu söylenen ve kendisinden dua istenilen böyle bir zatın böyle bir duası padişahın garibine,daha da ötesi hafife almasına sebeb olur.Gene de bir şey söylemez ancak içinde bir ur olarak kalmıştır.

    Akşam olur,o zamana kadar yiyecekler yenilmiş,içecekler içilmiştir.Ancak bir türlü def-i hacet için dışarı çıkma durumu olmamış,tuvalete gitmemiştir.Gecenin ilerleyen saatlerinde bu durum gittikçe kendisini daha da rahatsız eder ancak bir türlü tuvalete çıkamaz.Patlayacak hale gelmiştir.

    Neticede gündüzki dua ve ona karşı gösterdiği tepkiyi hatırlayıp nedamet duymaya başlar.Ancak şu anda ne yapacağını şaşırmış,hal çaresi aramaktadır.Sabahı zor etmiştir.Sabah ilk iş olarak o zata gider,tekrar duasını alarak gönlünü alıp döner ve geceki çektiği sıkıntıdan da kurtulur.

    Artık anlaşılmıştır ki;gündelik adet haline getirdiğimiz,çoğu zaman önemsiz addettiğimiz şeylerin hiç de öyle düşünüldüğü gibi önemsiz olmadığı bil fiil görülmüş olur.Belkide böyle bir sıkıntı karşısında kendisinden onun çaresine mukabil yüklü bir para veya saltanatı istenilseydi,tereddüt etmeden verecekti.

    Burada da iki nokta göze çarpmaktadır;Biri,böyle bir rahatlığın ne büyük bir sağlık ve devlet olduğu,diğeri ise;buna karşı devlet ve paranın ne kadar değersiz olduğu,bir dışarıya def-i hacet için çıkma kadar da bir rahatlığı olmadığı görülmektedir.

    Kanuninin ifadesiyle;Olmaya cihanda devlet/Bir nefes sıhhat gibi.

                                                                                     

                                                                                                  Mehmet  ÖZÇELİK

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #2: 03 Şubat 2009 - 23:29 »
  • Yayınlama
  •    KADINI MAHCUB ETMEMEK İÇİN SAĞIR OLDU

     

                İslam büyüklrinden Hatem-ul Esam adında ilim,irfan ve zühdü takvasıyla meşhur bir zat vardı.Uzak-yakın çevresinden herkes,dini müşküllerini halletmek için ona koşmaktadır.Dolayısıyla onun evi dini sorular sormaya gelenlerle dolup dolup taşmaktadır.

                Devrinde,edebinden,hayasından hiçbir yabancı erkeğin karşısına çıkamamış çok utangaç bir genç kadın da bir problemini halletmek için hoca efendiyi takib etmektedir.Hocanın evinin tenha bulunduğu bir zamanda varır,ondan sorusunu sorar.Ama soruyu sorarken,farkında olmadan,birden bire kendisinden bir yellenme olur.Bu beklenmedik halin duyulduğundan korkar,kızarır,bozarır,zavallı kaybolacak bir delik arar.

                İslamın merhamet,şefkati çehresinde bir güneş gibi parlayan büyük ruhlu irşatçı,onu hemen şefkat kanatlarının altına alır,onu feraseti ve basireti ile şöyle ferahlandırır:”Kızım,benim kulağım sağırdır.İşitmem,şöyle biraz daha kulağıma yaklaş da,bağırarak konuş.”Kadıncağız birden bire dünyalar kalkmış gibi ferahlanır,kendine gelir ve bağırarak sorusunu tekrarlamaya başlar.Büyük ruhlu irşatçı da onun rahatlanması ile rahatlanır ve ona biraz daha cesaret vermek için”Tamam kızım,şimdi anladım”der.Kadıncağız sorusunun cevabını almış,sevinmi,dönmüştür.Büyük irşatçı,o güne kadar gerçekten sağır olmadığı halde bu andan itibaren kendini tamamen sağırlığa vermiş ve bunu etrafına bildirmiştir.Artık kendisi ile konuşurken,mutlaka sağırla konuşur gibi yüksek sesle konuşmak gerekiyordu.Bu hadiseden sonra ondört sene yaşadığı halde bu halini devam ettirdi.Tâ ki kadın duyup da sonradan mahcub olmasın diye.

                İşte İslam terbiyesinin özelliği ve güzelliği.”(Sohbetler-hatıralar kitabından)

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #3: 03 Şubat 2009 - 23:34 »
  • Yayınlama
  •   ZULÜM  VE   GIYBET

     

             Bir delikanlı meşhur Haccac-ı Zalim hakkında şöyle diyordu:

                “Haccac kan döküyor,kan içiyor.Gönlü kara taş parçası gibidir.Halkın âhından,feryadından korkmaz.Ya Rabbi!Mazlumların intikamını ondan al.

                Yaş yaşamış,dünya görmüş bir ihtiyar o gence şöyle dedi:

                -“Oğlum!Sana bir nasihatta bulunayım.Şüphesiz mazlum ve biçare halkın hakları bir gün Haccac gibi bir gaddardan sorulacaktır.Lâkin Haccac’ın gıybetini edenlerden de Haccac’ın hakkı alınacaktır.Binaenaleyh sus!Onun gıybetini yapma.Ben ne Haccac’ın zulmünü,ne de senin gıybetini doğru bulurum.”

                Defteri kara bedbahtın ömür kadehi olduğu zaman günahı onu cehenneme götürecektir.Yalnız şu var ki o günahkârın cehennemde yalnız kalmaması için onu arkasından çekiştireni de götüreceklerdir.

     


    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #4: 03 Şubat 2009 - 23:35 »
  • Yayınlama
  •                                 HACCAC  İÇİN  DUA

     

                Bir gün Bağdad’ta duası kabul olan bir derviş zuhur etti.Haccac-ı zalim haber alarak onu yanına çağırdı ve dedi ki:

                -Benim hakkımda hayırlı bir dua et.”dedi.Derviş:

                -Ya Rabbi!Bu adamın canını al.”diye dua etti.Haccac:

                -ALLAH aşkına bu ne biçim duadır?”diye sorunca,derviş şu cevabı vermiş:

                -Bu hem senin hakkında hem de Müslümanlar hakkında hayırlı bir duadır.”

                Zalim hükümdarın ölmesi,yaşamasından daha hayırlıdır.

     

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #5: 03 Şubat 2009 - 23:35 »
  • Yayınlama
  • TEVBE  VE   NEFİS

     

             Birisi hep tevbe eder sonra da tevbeyi bozardı.Bir şeyh kendisine demiş ki:

                -Öyle anlıyorum ki,çok yemek yemeğe alışmışsın ve boğazına düşkünsün.Tövbe yani nefsin bağı,kıldan incedir.Nefsini böyle besleyecek olursan,bir gün gelir zinciri kırar ve seni parçalar.

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #6: 03 Şubat 2009 - 23:37 »
  • Yayınlama
  •                             D  O  K  T  O  R

     

             Yatakta yatan adam,başucundaki genç doktora:

    -ALLAH senden razı olsun evladım,dedi.Bu ameliyatı yapmak için yurtdışından buraya kadar gelmeni,yaşadığım sürece unutmayacağım.

    Ameliyat edilen hasta,büyük bir hastahanenin başhekimiydi.Tedavisi sadece yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca,çoğu öğrencisi olan diğer doktorlar onun böyle bir yolculuğa dayanamayacağını anlamışlar ve az bir kurtarma ümidine rağmen bu işi üstlenmeye karar vermişlerdi.Fakat o hastalığın sayılı uzmanlarından olan bu genç doktor,nereden haber almışsa almış ve bir Hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı.

    Yaşlı doktor,yattığı yerden genç adamın elini tutuyor ve onu bırakmamak için durmadan konuşuyordu.O elleri okşar gibi sıvazlarken:

    -Ben,doğum uzmanıyım,diye devam etti.Bir zamanlar anne karnındaki bir bebeğin sakat olduğunu anlamış,onu bu şekilde yaşamaktansa,öldürmeyi düşünürken,kıyamayıp doğmasına müsaade etmiştim.Sapasağlam yavruları bile ana rahminde öldürenlere inat,onun yaşamasını istediğim için,hayatta bildiğim o tek iyiliğime karşılık ALLAH seni bana göndermiş olmalı.

    Genç doktor,ellerini gevşetip biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken:

    -Ben de öyle düşünüyorum ewfendim,diye gülümsedi.Kurtardığınız o çocuk,bendim.”(Cüneyd Suavi)

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #7: 03 Şubat 2009 - 23:38 »
  • Yayınlama


  •                                                                         S  E  V  G  İ

     

                Küçük kız,annesiyle yürürken,birden durdu.Yağmur damlacıklarıyla ıslanan gözlüğünü çıkararak baktığı şey,babasıyla birlikte bisiklette giden bir başka kız çocuğuydu.Bisikletin arka tarafındaki minder üzerine oturan kız,düşmemek için babasına sıkı sıkı sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını onun sırtına dayamıştı.Adamın ara sıra yana dönerek söylediği sözler küçük çocuğu kıkır kıkır güldürüyordu.

                Kaldırımdaki kız,bisikletin arkasından bakarken,annesi durumu fark edip:

                -Evdekiler yetmiyormuş gibi gözün hala bisikletlerde,diye çıkıştı.Ama eğer beğendiysen,baban ondan da aldırır.

                Küçük kız yumuşak bir sesle:

                -Bisiklete değil,kıza bakmıştım,dedi.Babası,o vaziyette bile kendisiyle sohbet ediyor da...

                Annesi,küçük kızı hiç duymamış gibiydi.Onun kürklerle çevrili şapkasını düzeltirken;

                -Arkadaşların,bu havada bile okula yürüyerek geliyor,dedi.Halbuki baban,işe giderken de olsa birkaç dakikasını ayırıp seni Mercedes’iyle getiriyor.

                Kızın gözü yine bisikletteydi.Kadın,alaycı bir ifadeyle:

                -İsterse baban da seni bisikletle getirsin,diye devam etti.Ne de güzel yakışır,öyle değil mi?

                Küçük kız,inci taneleri gibi süzülen gözyaşlarını annesinden saklamaya çalışırken:

                -Çok isterdim,diye cevab verdi.Belki de böylelikle,babama sarılırdım.


    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #8: 03 Şubat 2009 - 23:40 »
  • Yayınlama
  •           İLK MÜSLÜMAN ÇOCUK HZ ALİ

     

                Hz.Ali henüz on yaşında bir çocuktu.Babası kıtlık sebebi ile fakir düştüğü için 4-5 yaşından beri Peygamberimizin evinde kalıyordu.babası Ebu Talib,Peygamberimizin amcası olduğu için,aralarında çok yakın bir akrabalık bağı vardı.Hz.Muhammed nur yüzlü,büyük bir insandı.Kureyşliler kendisine El-Emin,yani güvenilir insan diyorlardı.Hanımı Hz.Hatice ve çocuklarıyla beraber mutlu bir hayat sürüyordu.Ali de onların yanında büyük bir rahatlık ve saadet içinde idi.Gülüyor,koşuyor,oynuyordu.Sık sık Hz.Peygamberin yanına oturup,O’nun konuşmalarını dinliyordu.Küçücük yüreğinde ona karşı anlatılmaz bir sevgi ve saygı vardı.Onu kendi canından daha çok seviyordu.

                Bir gün garib bir olaya şahid oldu küçük Ali.Hz.Peygamber ve hanımı Hz.Hatice odalarında ona göre garib hareketler yapıyor,sanki görünmez bir ilâha secde ediyorlardı.Küçük Ali,hayret ve hayranlıkla onları seyretmeye başladı.Ne yapıyorlardı böyle?Şimdiye kadar hiç böyle bir şey görmemişti.Mutlaka çok önemli bir şeyler olmalıydı.Daha sonra Peygamberimiz ve hanımı ibadetlerini bitirdiler.Küçük Ali yanlarına sokulup sordu:

                -Bir türlü anlayamadım,lütfen bana ne yaptığınızı söylermisiniz?dedi.Peygamberimiz canına can katan tebessümüyle küçük Ali’ye baktı.

    -Bu Namaz’dır,dedi.Yüce ALLAH’a böyle ibadet edilir.Bilmelisin ki ey Ali,ALLAH’ı Taala birdir.Eşi,benzeri ve ortağı yoktur.Kavmimizin tapındığı taş ve ağaç,putlar asla ilah değildir.Ey Ali,ben ALLAH’ın peygamberiyim,insanları İslam dinine çağırmak için vazifelendirildim.Seni de bu kutsal dine davet ediyorum.Şahadet getirip Müslüman olurmusun?dedi.     

    Küçük Ali’nin iri,güzel gözleri daha da büyümüş,yüreği kuş yüreği gibi çarpınmaya başlamıştı.

    Fakat diye mırıldandı.Böyle bir şeyi ilk defa duyuyorum.Bana biraz müsaade ediniz.Babama danışıp kararımı öyle vereyim,dedi.

    Peygamberimiz onun saçlarını okşayarak:

    -Peki ey Ali,dedi.Ancak,bu gördüklerini kimseye söyleme.Henüz açıkça insanları dine davet etme emri gelmedi.Sırrımızı saklarsın değil mi?dedi.Elbette diye karşılık verdi,küçük Ali,hiç kimseye bir şey söylemem,dedi.

    Akşam karanlığı Mekke üzerine çöktü.Gece oldu.Küçük Ali yatağı içinde kıvranıp duruyor,duyduklarını anlamaya çalışıyordu.Kalbi heyecanlanıyor,yüreğinde tarifsiz bir sevinç duyuyordu.Evet doğru söylüyordu Hz.Muhammed.Akıllı bir insan,taş ve ağaçtan putlara tapınırmıydı hiç?ALLAH birdir.Ondan başka ilah yoktur.

    Neredeyse sabaha kadar gözünü kapamadı,küçük Ali,bir o yana bir bu yana dönüp durdu.kararını vermişti artık.Gün ışırken yatağından fırlayıp,Peygamberimizin yanına koştu,onun önüne gelip konuştu.

    Evet Ey ALLAH’ın elçisi.Ben şehadet ediyorum ki,ALLAH’dan başka ilah yoktur ve yine şehadet ediyorum ki Hz.Muhammed onun kulu ve elçisidir,deyip Müslüman oldu.Peygamberimiz sevgiyle ona şöyle sordu:

    Babana danışmadın mı ya Ali?

    Hayır diye cevab verdi.Sabaha kadar düşündüm.ALLAH beni yaratırken babama sormadığına göre,ben ona iman ederken niçin babama soracakmışım,dedi.

    Peygamberimiz küçük Alinin zeka ve anlayışına hayran olmuştu.Onu kucaklayıp bağrına bastı.Şimdi Hz.Hatice,evlatlığı Zeyd ve küçük Ali Müslüman olmuştu.Böylece Müslümanların sayısı kendisiyle beraber dörde çıkmıştı.Yüce ALLAH’a şükredip namaza kalktı.”(Ahmet Efe)

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #9: 03 Şubat 2009 - 23:41 »
  • Yayınlama
  • ÇEVREDEN ÇEVREYE

     

             Ebu Said sa’d bin Sinan el Hudri(r.a)den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:

                -Sizden evvelkilerden bir adam vardı.Doksan dokuz kişiyi öldürmüştü.İnsanların en bilginini sordu.Kendisine bir rahib gösterildi.Rahibe vardı ve 99 kişi öldürdüğünü,kendisi için tevbe etmenin imkânı olup olmadığını sordu.Rahib:

                -Yokdur,dedi.Onu da öldürüp yüzü tamamladı.Sonra dünya ehlinin en âliminin kim olduğunu sordu.Bir âlim gösterildi.Ona vardı.Kendisinin yüz adam öldürdüğünüve tevbesinin kabul edilip edilemiyeceğini sordu.O da:

                -Evet onunla tevbe arasına kim girebilir?Falan yere git,orada ALLAH’a ibadet eden bir takım kimseler vardır,onlarla beraber sen de ibadet et.Yurduna dönme.Zira orası fena bir yerdir,dedi.O kimse derhal yola çıktı.Yarı yola vardığında ölümü yetişti.Onun hakkında rahmet ve azab melekleri münakaşa ettiler.Rahmet melekleri.

                -Bu adam tevbekâr olarak,kalben ALLAH’a yönelerek geldi,dediler.Azab melekleri ise:

                -O hiçbir hayır işlemedi dediler.Onlara insan suretinde bir melek geldi.Onu aralarında hakem yaptılar.O iki yer arasındaki mesafeyi ölçünüz.Hangi tarafa daha yakın ise o oranındır dedi.Ölçtüler,gitmek istediği yere daha yakın buldular.Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldılar.(Buhari Müslim)

                Sahih-i Müslimdeki diğer bir rivayette:

                -O halkı iyi olan köye bir karış daha yakın idi,oranın halkından sayıldı,buyurulmuştur.

                Not:Diğer bir rivayette de;her iki tarafa eşit mesabede olup,gideceği yere sadece yüzü dönük olduğundan dolayı onu rahmet melekleri kaldırdı.

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 833
    • Cinsiyet: Bay
      • AKSPOR LTD. ŞTİ.
    • GSM: 0533 727 22 60
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #10: 04 Şubat 2009 - 09:07 »
  • Yayınlama
  • Ahmetim eline sağlık ,herbiri müthiş hikayeler,severek ve heyecanla okudum.
    Bu arada siteye dekrar yazı yazman bizleri son derece memnun etti.dönüşün muhteşem olmuş.durmak yok yola devam
    BAKAN ÜYE DEĞİL, KATILIMCI ÜYE İSTİYORUZ...

    • Ahmet Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 1.151
    • Cinsiyet: Bay
    Hikayeler!!!
    « Yanıtla #11: 04 Şubat 2009 - 20:09 »
  • Yayınlama
  • AHMET ABI sizin gibi güzel insanlardan ayrilmak  cok zor kopamadim sizlerden ,beni tekrar araniza kabul ettiginiz icin ayrica tesekkür ederim !!! ALLAH emanet ol ABI !!!!!!!!!!!saygilarla


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear